sohbet odaları

‘Ş’ Kategorisindeki Yazılar

ŞABAN ORUCU

Şaban ayında oruç tutmak müstehaptır. Peygamberimiz (a.s.), Ramazan ayının dışında en çok bu ayda oruç tutmuştur, bazen bu ayın tamamını oruçla geçirdiği olmuştur. (İ.K.)

ŞÂFÎ

Şifa vermek, hastalığı iyileştirmek ve şifa istemek anlamındaki “ş-f-y” kökünden gelen şâfî şifa veren demektir.

ŞAFİ’Î MEZHEBİ

Dört büyük fıkıh mezhebinden biri olan Şafiî Mezhebi, büyük fakih Ebû Abdullah Muhammed ibn İdrîs eş-Şâfiî’nin görüşleri etrafında oluşmuştur.

ŞÂHİD ? ŞEHÎD

Tanıklık yapmak, haber vermek, muttali olmak, bilmek, bildirmek, idrak etmek, yetişmek, hazır bulunmak, sözle veya fiilen delil olmak, yemin etmek anlamlarındaki “ş-h-d” kökünden türeyen şâhid, tanık, bilen, muttali olan, hazır olan ve delil demektir.

ŞAKÎ

Sözlükte “asi, haydut, yol kesen, haylaz ve her çeşit günahı işleyebilen kişi” demektir. Şakî anlam bakımından said kelimesinin zıddıdır. (bk. Sa’îd) (F.K.)

ŞAKÎK (Şakîka)

Şakîk ve şakîka tabiri, fıkıh kitaplarının miras bölümlerinde geçmekte olup, anne-baba bir erkek kardeşe şakîk; anne-baba bir kız kardeşe ise şakîka denir. (İ.P.)

ŞÂKİR-ŞEKÛR

Nimet vereni bilip onu düşünmek ve övmek, teşekkür etmek; işin, amelin, çalışmanın karşılığını vermek, dolu olmak, cömert olmak anlamındaki “ş-k-r” kökünden türeyen şâkir, nimet verene, iyilik yapana teşekkür eden; çalışanı ödüllendiren demektir.

ŞÂRİ’

Şeriat koyan anlamına gelmektedir. (bk. Şeriat) (F.K.)

ŞART

Sözlükte “yerine getirilmesi gerekli olan şey” anlamına gelen şart, bir fıkıh usulü kavramı olarak, hükmün varlığı kendisine dayanan şeydir; şart bulunmazsa hüküm de bulunmaz, ancak şartın bulunması hükmün bulunmasını gerektirmez.

ŞATAH

Sözlükte “hareket, kıpırdama, köpürme” anlamına gelen şatah, tasavvufta, üzerinde benlik ve dava kokusu bulunan söz; zâhiren dinî hükümlere aykırı düşen söz; ne kasd edildiği kolaylıkla anlaşılamayan kapalı veya sembolik ifade demektir.

ŞAVT

Sözlükte “tur, bir turluk koşu, işin bir kısmı, gaye, mesafe” gibi anlamlara gelen şavt, dinî bir kavram olarak, tavafta Hacer-i Esved’den başlayıp Hatîmin dışından Kâbe’nin etrafında bir defa dolaşmayı; sa’yde ise, Sâfâ ile Merve arasındaki her bir gidiş ve gelişi ifade eder.

ŞECCE

Baş ve yüzdeki yaralara ve yaralamalara denir. (İ.P.)

ŞEDÎDÜ’L-AZÂB

“Azabı şiddetli olan” demektir.

ŞEDÎDÜ’L-`İKÂB

Cezalandırması çok şiddetli olan demektir.

ŞEDÎDÜ’L-MİHÂL

Allah’ın sıfatlarından biri olan şedîdü’l-mihâl, kuvveti, cezalandırması, hilesi, tuzağı (kayd, mekr) çok şiddetli demektir.

Genel Genel The title of your home page Your Content Here