sohbet odaları

‘C’ Kategorisindeki Yazılar

CAHÎM

Ateş yakmak, ateş tutuşup büyümek, gözün kırmızılığı artmak ve gözünü açmak anlamlarındaki “c-h-m” kökünden türeyen ve sözlükte alevli ateş, çok şiddetli yanan ateş, çok sıcak yer ve derin kuyu-vadi demek olan cahîm, yedi cehennemin, azabı en şiddetli olan tabakalarından birinin adıdır.

CÂHİL

İlmi, bilgisi ve marifeti olmayan, kaba ve sert davranışlı, inanç, söz ve fiilleri kötü olan kimseye denir.

CÂHİLİYYE

Arapların İslâm’dan önceki inanç, tutum ve davranışlarını İslâmî devirdekinden ayırt etmek için kullanılan bir kavramdır.

CÂİFE

Karına ulaşan yaraya câ’ife, dimağa ulaşan yaraya da âmme denir.

CÂİHA

Sözlükte “afet ve musibet” anlamına gelen câiha, bir fıkıh terimi olarak dalında veya tarlada iken satılan, fakat müşteri tarafından henüz kaldırılmadan, meyve ve sebzelerin afete maruz kalması halinde zararın kime ait olacağı; bedelin zarar oranınca indirilip indirilmeyeceği fakihler arasında tartışılmıştır.

CÂ’İL

Koymak, vaz’etmek, kılmak, yapmak, işlemek, zannetmek, vermek anlamlarındaki “c-a-l” kökünden türeyen câ’il, Allah’ın sıfatı olarak, yapan, yaratan, vâr eden demektir.

CÂİZ

Sözlükte “mümkün olmak, serbest olmak, geçip gitmek ve geçerli olmak” anlamlarına gelen caiz, fıkıh terimi olarak, bir söz veya davranışın dinî veya hukukî esaslara uygunluğunu, yapılmasının serbest ve geçerli olduğunu ifade eder.

CÂLİYET

Sözlükte “vatanlarından çıkan veya çıkarılan bir grup insan” anlamına gelen câliyet, bir fıkıh terimi olarak, cizye mükellefi veya cizye tahsildârı demektir.

CÂMİ

Dağınık şeyi toplamak, biriktirmek, birleştirmek, elbise giymek anlamındaki “c-m-`a” kökünden türeyen câmi’, toplayan, bir araya getiren, birleştiren, müellif, mürettip demektir.

CÂRİYE

Köle ve cariye, tarihte hukukî, iktisadî ve sosyal bakımdan hür insanlara göre daha aşağı bir statüde bulunan bir sınıfın adıdır.

CEBBÂR

Kırığı yerine getirip sıkıca sarmak, eksiği giderip tamamlamak, telafi etmek, birini bir işe zorlamak, bir şeyi zorla yaptırmak anlamlarındaki “c-b-r” kökünden türeyen cebbâr sözlükte; zalim, kibirli, gaddar, azgın, zorba, kahredici, insanları hükmü altına alan istediği şeyi yaptırmaya zorlayan, merhametsiz ve baskıcı demektir.

CEBEL-İ NÛR

Nûr dağı demektir.

CEBEL-İ SEVR

Sevr dağı demektir.

CEBERÛT

Kahr, zorlama, hâkimiyet anlamındaki cebr kökünden gelen ceberût, hadislerde azamet, kibriyâ, zorbalık, cebbarlık anlamlarında kullanılmıştır.

CEBÎRE

Sözlükte “kırık kemiğe bağlanan tahta, sargı,” alçı manasına gelmektedir.

Genel Genel The title of your home page Your Content Here