sohbet odaları

KÂBIZ (Kâbid)

Bir şeyi eliyle tutmak, avucuna almak, daraltmak, cimrilik etmek, sür’atle sevketmek, bir şeyi toplayıp düşmek, almak, gidermek, öldürmek anlamındaki “k-b-d” kökünden türeyen kâbid sür’atle sevkeden, alan, ruhları kabzeden demektir. Allah’ın sıfatı olarak kâbid, dilediğine rızkı daraltan, ölüm zamanı gelenlerin ruhlarını alan, kıyamet günü, âlemi gücü ile yok eden demektir.

Allah’ın bu sıfatı isim şeklinde el-esmâü’l-hüsnâ ile ilgili Tirmizî’nin rivâyet ettiği hadiste geçmiştir (Deavat, 83. IV, 531).

Allah’ın bu vasfı, Kur’ân’da “kabada-yakbidu” fiiliyle ifâde edilmiştir: “Allah rızkı kısar da açar da…” (yakbidu ve yebsütu) (Bakara, 2/245). Âyette geçen “yakbidu” fiili fert ve toplumlara ihsân, nimet ve rızkı bir hikmete binaen kısar, daraltır, az verir demektir.

Kur’ân’da bu anlam, “kadr” ve “katr” kelimeleriyle de ifade edilmiştir: “Allah’ı gereği gibi bilemediler. Halbuki kıyamet günü yer, tamamen O’nun avucu içindedir. Gökler de sağ elinde dürülmüştür…” (Zümer, 39/67). Bu âyet, Allah’ın kıyamet günü yer ve gökleri gücü ve kudretiyle yok edeceğini beyan etmektedir. Yeri yok etmesi ile ilgili olarak “kabza” kelimesi kullanılmıştır.

Allah’ın ruhları kabzettiği Kur’ân’da “kabz” kelimesiyle ifade edilmemiş, bu husus hadislerde zikredilmiştir. (Buharî, Mevâkît, 35; Ebû Dâvud, Salat, 11; Nesaî, İmâme, 47). (İ.K.)

Bir yanıt bırakın, or Geri İzleme kendi sitenizden.

Yorumuzu Yazın

Giriş yapmanız gereklidir giriş yap Yorum yazmak için.

Genel Genel The title of your home page Your Content Here