sohbet odaları

MUAN’AN HADİS

Senedinde tahdis, ihbar, semâ gibi kesinlik belirten rivâyet sıygaları kullanılmayıp “an” edatı kullanılan hadise “muan’an hadis”, “an”la rivâyet eden râvîye de “muan’ın” denir. Muan’an; metnin değil, senedin özelliğidir.

Muan’an hadis, muhaddislerin, fıkıhçıların ve usulcülerin çoğunluğuna göre, râvîsinin tedlisten uzak olması ve hocasıyla karşılaştığının bilinmesi şartıyla muttasıl kabul edilmiştir. Râvînin hocasıyla karşılaşması “likâ” ya da “mülâkât” terimleriyle ifade edilir.

Buhârî, hocası Ali ibn Medinî ve diğer bazı hadisçilere göre “likâ”nın gerçekleşmesi için, râvînin, hocasıyla görüştüğünün bilinmesi gereklidir. Buhârî el-Câmi’u’s-Sahih adlı eserinde bu kuralı uygulamıştır. Müslim’e göre ise “likâ” için, râvi ile hocasının aynı asırda yaşayıp, görüşme imkânlarının bulunması yeterlidir. Çünkü böyle bir imkân, râvî ile hocanın mutlaka görüşmüş olmalarını beraberinde getirir. Sahihân’daki muan’an hadisler, Buhârî ve Müslim’in kendi şartlarına uygun olarak gelmiş, bunların muttasıl olduğu muhaddislerce ispatlanmıştır. Bundan dolayı Sahihân’ın muan’anları sahihdir.

Müdellesin Muan’anı: Rivâyetlerinde tedlis olduğu bilinen bir râvînin “an” ile rivâyet ettiği hadistir. Bu hadis, esas itibariyle zayıftır. Başka isnadlarla muttasıl olarak rivâyet edildiği takdirde sahih kabul edilir. Buhârî ve Müslim’e göre, rivâyetlerinde tedlis bulunan bir râvînin “an” la rivâyet ettiği hadis, aynı râvînin, hocasından bizzat işiterek rivâyet ettiği sabit olmadıkça kabul edilmez. (A.G.)

Bir yanıt bırakın, or Geri İzleme kendi sitenizden.

Yorumuzu Yazın

Giriş yapmanız gereklidir giriş yap Yorum yazmak için.

Genel Genel The title of your home page Your Content Here