sohbet odaları

VAKIF

Sözlükte “durmak, ayakta dikilmek, ayağa kalkmak, birini bir işe muttali kılmak, şüphe etmek, incelemek, alıkoymak” gibi anlamlara gelen vakıf, bir fıkıh kavramı olarak, çıplak mülkiyeti kamuya, menfaati ise lehine vakıf tesis edilmiş bulunan hak sahiplerine ait olmak üzere bir malı bağışlamak veya bırakmak demektir. Vakfedilen mala mevkûf, vakfedene ise vâkıf denir.

Fıkıh literatüründe bir vakfın caiz olması için, vakıfta bulunan kişinin akıllı ve buluğ çağına erişmiş olması ve vakfın ebedî olması gerekir. Devamlı olmaksızın belirli bir süre için vakıf caiz değildir. Bunun dışında vakfedilen malın gayrimenkul ve değişikliğe uğramayan mal olması gerekir. Ancak menkul olan mal, gayrimenkule bağlı olarak vakfedilebilir veya bunun vakfedilmesinde örf bulunması gerekir. Meselâ, arazi ile birlikte ekip biçmeye yarayan alet ve gereçler vakfedilebilir. Aynı şekilde, vakfedilmesinde örf bulunan, savaş silahı ve eğitim gereçleri ile nakil vasıtaları ve otomobil vakfedilebilir.

Tarih boyunca vakıflar toplum hayatında önemli roller üstlenmiştir. Müslüman toplumlarda vakıflar, devletin yetişemediği alanlarda, kamu hizmet ve yatırımlarını tamamlayıcı sivil inisiyatif ve örgütlenmeler olarak faaliyet göstermişlerdir. İslâm medenîyetinin adetâ simgelerinden biri olan vakıflar, ilk dönemlerden beri, ordunun donatımına yardımcı olma, fakir ve kimsesizlere yiyecek ve barınak sağlama, hastaları tedavi ettirme, ilmin yayılmasını sağlayıcı araçları temin etme, öğrencileri destekleme, hayvanları koruma, ibadethane ve diğer kamu tesislerinin inşa, bakım ve onarımı gibi kamu hizmetleri kapsamına giren alanlarda faaliyet göstermişlerdir. (İ.P.)

Bir yanıt bırakın, or Geri İzleme kendi sitenizden.

Yorumuzu Yazın

Giriş yapmanız gereklidir giriş yap Yorum yazmak için.

Genel Genel The title of your home page Your Content Here