sohbet odaları

MUKAYYET

Sözlükte “bağlanmış, yazıyla tespit edilmiş, tescil edilmiş” gibi anlamlara gelen mukayyet, fıkıh usulünde ve muâmelâtta farklı anlamlarda kullanılmıştır. Bunlardan bazıları şunlardır:

Mukayyet lafız; mutlak olmayan, bir sıfat, hal, gaye veya şartla bağlı olan lafız demektir. Bir nassda mukayyet olarak yer alan bir lafzın, kaydın kaldırıldığına dair bir delil bulunmadıkça, mukayyet haline göre amel edilir; bu kaydın kaldırılması doğru olmaz. Meselâ, zıhar keffareti ile ilgili âyette; “Buna imkân bulamayan kimsenin, hanımıyla temas etmeden önce aralıksız olarak iki ay oruç tutması gerekir.” denilmektedir. (Mücadele, 58/4) Buna göre keffaret olarak tutulacak oruç, “iki ay” ve “peşpeşe” ile kayıtlanmıştır; bu şekilde tutulması gerekir.

Mukayyet tasarruf; akdin kuruluş esnasında bazı şartlar ileri sürülerek gerçekleştirilen sözleşme ve hukukî muâmelelerdir. Meselâ, bir kimsenin kendisi bir ay oturmak şartı ile evi satması böyle mukayyet akitlerdendir. Hanefîlere göre fasit şartlar, yani taraflara yarar sağlayan şartlar akdi fasit eder.

Mukayyet vâcip (farz); edâ edilmesi için belirli bir vakit tayin edilen vâciptir. Bu vâcibin edâsı için bir başlangıç ve bir de bitiş vakti vardır. Mükellef, bu vâcibi belirlenen vakti içinde tam olarak, yani bütün şart ve rükünlerini taşır şekilde ifa ederse, edâ olur. Vakti geçtikten sonra yapılması ise, kazâdır. (İ.P.)

Bir yanıt bırakın, or Geri İzleme kendi sitenizden.

Yorumuzu Yazın

Giriş yapmanız gereklidir giriş yap Yorum yazmak için.

Genel Genel The title of your home page Your Content Here