sohbet odaları

MÜCÎB

Yere düşmek, kesmek, yırtmak, delmek, oymak anlamındaki “c-v-b” kökünden türeyen ve ecabe fiilinin ismi faili olan mücîb, soruya cevap veren, ihtiyacı ve isteği gideren ve karşılayan demektir. Allah’ın sıfatı olarak mücîb, kullarının dualarını, dileklerini, isteklerini kabul eden, ihtiyaçlarını karşılayan, darda ve sıkıntıda kalanların sıkıntılarını gideren demektir.

Mücîb sıfatı, tekil ve çoğul şekliyle birer âyette geçmiştir: “(Sâlih, kavmine)….O’ndan mağfiret dileyin, sonra O’na tevbe edin. Çünkü Rabbim, (rahmetiyle, mağfiretiyle) yakındır (duaları, tevbeleri) kabul edendir (demiştir.)” (Hûd, 11/61); “Andolsun, Nuh bize yalvarmıştı da ne güzel kabul buyurmuştuk. (fele ni’mel-mücîbûn)” (Sâffât, 37/75). Mücîbûn, azamet çoğuludur.

Mücîb sıfatı, Allah’ın dualara, isteklere, tevbe edenlere, sıkıntıdan kurtulmak isteyenlere cevap veren, dilekleri ve tevbeleri kabul eden, sıkıntıları gideren olduğunu ifade eder. Bu husus, Kur’ân’da “ecâbe – yücîbü” fiiliyle de beyan edilmiştir. Şu âyetleri örnek olarak zikredebiliriz: “(Ey Peygamberim!) Kullarım bana senden sorarlarsa, (Allah şöyle buyuruyor de): Ben (onlara) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına icâbet ederim (ücîbü)…” (Bakara, 2/186); “Yahut dua ettiği zaman darda kalmışa, kim yetişiyor (yücîbü) ve kötülüğü ondan kim savıyor, kaldırıyor…” (Neml, 27/62) Her iki âyet, Allah’ın dualara karşılık verdiğini, sıkıntıları giderdiğini ifade ediyor. Bu, O’nun “mücîb” olmasının sonucudur.

Allah’ın bu vasfı, Kur’ân’da “ecâbe – yücîbü” fiiliyle ifade edildiği gibi, “istecâbe – yestecîbü” fiiliyle de ifade edilmiştir: “Rabbiniz buyurdu ki: Bana dua edin, duanızı kabul edeyim. (estecib lekûm)” (Mü’min, 40/60); “Siz Rabbinizden yardım istiyordunuz. O da: “Ben size birbiri ardınca bin melek ile yardım edeceğim diye duanızı kabul etmişti. (festecâbe)” (Enfâl, 8/9); “Eyyüb Rabbine: Bu dert bana dokundu. Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin” diye dua etmişti. Biz de onun duasını kabul ettik (festecebnâ) ve kendisine bulaşan derdi kaldırdık…” (Enbiyâ, 21/83-84). (İ.K.)

Bir yanıt bırakın, or Geri İzleme kendi sitenizden.

Yorumuzu Yazın

Giriş yapmanız gereklidir giriş yap Yorum yazmak için.

Genel Genel The title of your home page Your Content Here