sohbet odaları

Ahmet Altan Kimdir ?

Doğum tarihi : 02 Mart 1950
Kaç yaşında : 70
Burcu : Balık
Meslek : Yazar, Gazeteci
Doğum yeri : Ankara

Yazar, gazeteci. Romanları best seller olmuş, gazeteciliğiyle de oldukça dikkat çekmiştir. Tehlikeli Masallar, Sudaki İz, Aldatmak ve En Uzun Gece yazarın önemli kitaplarından bir kaçıdır. Meclis kararı ile Sudaki İz isimli romanı toplatılıp yakılmış ve bu sebepten yargılanan ilk cumhuriyet dönemi yazarı olmuştur. Altan kendisi gibi gazeteci yazar olan Mehmet Altan’ın ağabeyi, Çetin Altan’ın da oğludur. Zeynep Bakan adında kız kardeşi vardır.

Ahmet Altan 02 Mart 1950 tarihinde dünyaya geldi. Tam adı Ahmet Hüsrev Altan’dır. Annesinin adı Kerime ve gazeteci yazar Çetin Altan’ın iki oğlundan biridir. Bir süre Robert Kolej’e devam ettikten sonra Ankara Koleji’nde eğitimini sürdüren Altan, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ni kazandı. Ancak çeşitli nedenlerden dolayı ayrılmak zorunda kaldığı ODTÜ’den sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun oldu. Altan’ın Nokta dergisinde başladığı köşe yazarlığı serüveni Hürriyet ve Güneş gazeteleri için yazdığı günlük yazılarla devam etti.

İlk edebi eserini yirmi yedi yaşında kaleme alan Altan, iki kişilik bir piyes yazmıştı : “Paltolu Donkişot”. 1982 yılında da “Dört Mevsim Sonbahar” adlı romanını yazmaya başlayan Altan’ın romanı o dönem yayıncılık da yapan Müjdat Gezen’in yayınevinden çıktı. Bu dönemde askerlik görevi için Tuzla’ya giden Altan’ın ilk romanı, Akademi Kitabevi Roman Büyük Ödülü”ne lâyık görüldü. Altan kısa bir süre sonra büyük bir eleştiri yağmuruna tutulacak ve hatta müstehcen olduğu gerekçesiyle hakkında toplatılma kararı da çıkacak “Sudaki İz” adlı romanını yazdı. İlk haftasında iki baskı yapan kitap listelerde ilk sıraya yerleşti ve üç ay içinde 9 baskı (45 bin satış) yaptı.

Fakat yayımlandığı tarihten dokuz ay sonra toplanması yönünde karar çıktı. İki yıl süren yargılama sonrasında müstehcen bulunduğu için imhasına karar verildi ve roman, kesinleşmiş mahkeme kararının da içinde yer aldığı sansürlü bir basımla yeniden yayımlandı.

Ahmet Altan 1991’de üçüncü romanı olan “Yalnızlığın Özel Tarihi”ni yayımladı. Mutsuz insanların arayışlarıyla dolu hayatını anlatan kitap büyük ilgi gördü.

1995 yılında Milliyet Gazetesi’ne geçen Altan, Neşe Düzel ile birlikte TV için “Kırmızı Koltuk” isimli bir program hazırlamaya başladı. Ancak siyasi nedenlerden dolayı program yayından kaldırıldı ve Altan programdaki sert söylemleri nedeniyle birbuçuk yıl hapis cezasına çarptırıldı. Milliyet Gazetesi’nin ardından köşe yazarlığı Yeni Yüzyıl gazetesinde devam eden Altan, sakin bir üslup kullanmıyor, siyasi konulardaki düşüncelerini rahatça dile getirmesi dışında provokatör bir rol oynuyordu. Altan aynı yıl denemelerden oluşan bir kitapla okuyucunun karşısına çıktı : “Gece Yarısı Şarkıları”. Kitaptaki denemeler, bireyin iç çatışmalarını, çelişkilerini, zayıflığını ve gücünü, tutkularını, çılgınlıklarını ortaya koymaktaydı ve 15 baskı yaparak Altan’ın yazarlık kariyerini yeniden taçlandırdı. “Kadınları anlayan yazar” olarak anılan Altan’ın kitapları özellikle bayan okuyucular tarafından büyük ilgiyle karşılanmaktaydı.

1996 yılında “Tehlikeli Masallar” isimli romanıyla okuyucuyla buluşan Altan, bu romanında vazgeçilemeyen bir eski sevgiliyle, yeni bir sevgili arasında gidip gelen bir yalnızın öyküsünü anlattı ve ustaca kurgusuyla Tehlike Masallar o yılın en çok okunan romanlarından biri oldu. Roman tam yüz binin üstünde satış yaptı. Altan çok geçmeden ikinci deneme kitabı olan “Karanlıkta Sabah Kuşları”nı okuruna sundu. Bu kitabında ise toplumun acılarını, öfkelerini ve tutkularını dile getiriyordu. 1998 yılında Altan bir neo-klasik olarak nitelendirdiği ‘Kılıç Yarası Gibi’ romanını okurlarıyla buluşturdu. Romancılığında yepyeni bir aşama olarak nitelendirilen “Kılıç Yarası Gibi”, insan ilişkilerini, duyguları ve aşkı derinlemesine işleyen bir romandı.

Altan’ın 2001 yılında yayımladığı “İsyan Günlerinde Aşk” isimli romanı elli bin baskı yaparak piyasaya çıkmıştı. “Kılıç Yarası Gibi” adlı romanının devamı niteliğinde olan romanda 31 Mart Vakası’nı ele alan Altan, çok satan kitaplarına bir yenisini daha eklemişti.

Altan daha sonra sırasıyla Kristal Denizaltı, Ve Kırar Göğsüne Bastırırken, Aldatmak ve En Uzun Gece isimli romanlarını hayranlarıyla buluşturdu. Halen gazetecilikle birlikte roman yazarlığına devam etmektedir.

2007 yılında yayın hayatına başlayan Taraf gazetesinin kurucularından olup aynı zamanda gazetenin Kum Saati adlı köşesinde, köşe yazarı olarak görev yapmakla birlikte genel yayın yönetmenliğini de üstlenmiştir.

Aralık 2012 tarihinde Yasemin Çongar ile birlikte Taraf gazetesindeki görevinden istifa etti.

1968 yılında Günnur Altan ile evlendi. Kerem Altan (d. 1980) ve Sanem Altan (d. 1972) adlarında iki çocuğu vardır.

Ahmet Altan ile kardeşi Profesör Doktor Mehmet Altan, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından FETÖ operasyonu kapsamında 10 Eylül 2016 sabah saatlerinde gözaltına alındı. 12 gün sonra şartlı serbest kaldıktan sonra aynı gün ikinci kez gözaltına alınan gazeteci Ahmet Altan, ‘Darbeye teşebbüs ve ‘FETÖ’ye üye olmak’ suçlarından 22 Eylül 2016 tarihinde tutuklandı.

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)’nün 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimini önceden bildikleri iddiasıyla yargılanan gazeteciler Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak ile akademisyen Mehmet Altan hakkında İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada “Anayasayı ihlal” suçundan 16 Şubat 2018 tarihinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

27 Haziran 2018 tarihinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesince verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarına ilişkin istinaf başvurularını inceledi. Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanun gereğince hak ihlali tespit edildiğinde bunun ortadan kaldırılması gerektiğinin de bağlayıcı nitelikteki olduğu da belirtildi. Tutanakta, bu gerekçelerle tutuklu sanık Mehmet Altan’ın tahliye edilmesine karar verildiği belirtildi. Sanıklar Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı, Yakup Şimşek ve Şükrü Tuğrul Özşengül’ün ise tutukluluk hallerinin devamına hükmedilirken, 21 Eylül tarihine duruşma günü verildi. Ayrıca tutuksuz sanık Tibet Murad Sanlıman hakkında “silahlı terör örgütüne bilerek veya isteyerek yardım etme” suçundan verilen beraat kararı onandı.

02 Ekim 2018 tarihinde İstinaf Mahkemesi ; Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan ve Mehmet Altan’ın da aralarında bulunduğu 6 sanığa, yerel mahkemece verilen, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onadı.

05 Temmuz 2019 tarihinde ise Yargıtay, Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak’a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını bozdu. Yargıtay, FETÖ’nün darbe çağrışımı davasında Mehmet Altan’ın, yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatine karar verilmesine hükmederken, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın anayasayı ihlal değil FETÖ’ye bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediklerine karar verdi.

Karar sonrası dosya yeniden yargılamayı yapan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilecek. Ağır ceza mahkemesinde yenilenecek yargılamada Yargıtay’ın kararı doğrultusunda Mehmet Altan’ın tüm suçlardan beraatine karar verilecek, ayrıca Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak ise darbe suçundan ağırlaştırılmış hapis yerine örgüte yardım suçundan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırıla bilecek.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin bozma kararının ardından 04 Kasım 2019 tarihinde İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tekrar görülen davanın ikinci duruşmasında “FETÖ terör örgütüne yardım etmek” suçundan 10 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldı, suçun niteliği ve tutuklulukta geçirdiği süre gözetilerek adli kontrolle tahliyesine karar verilip serbest bırakıldı.

12 Kasım 2019 tarihinde Ahmet Altan için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tahliye kararının kaldırılmasına ilişkin itirazı, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. Tahliye kararını kaldıran mahkeme Altan hakkında yakalama kararı çıkardı. Yakalama kararı sonrası gözaltına alındı.

Ayrıca 03 Ocak 2020 tarihinde İSTİNAF Mahkemesi, bir internet sitesinde yazdığı yazıda, “Terör örgütü propagandası” yaptığı ve “Cumhurbaşkanı’na hakaret” ettiği gerekçesi ile toplam 5 yıl 11 ay hapis cezasına çarptırılan Ahmet Altan hakkındaki cezayı, onadı.

Ödülleri :

1983 – Akademi Yayınevi Roman Ödülü (Dört Mevsim Sonbahar)
1998 – Yunus Nadi Ödülü (Kılıç Yarası Gibi)
2009 – Leipzig Özgürlük ve Medyanın Geleceği Ödülü
2011 – Uluslararası Hrant Dink Ödülü
2013 – Türkiye Yayıncılar Birliği Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü

Romanları :

1982 – Dört Mevsim Sonbahar / Tehlikeli Masallar
1985 – Sudaki İz
1991 – Yanlızlığın Özel Tarihi
1996 – Tehlikeli Masallar
1998 – Kılıç Yarası Gibi
2001 – İsyan Günlerinde Aşk
2001 – Kristal Denizaltı
2002 – Aldatmak / Yalnızlığın Özel Tarihi
2003 – Ve Kırar Göğsüne Bastırırken
2004 – İçimizde Bir Yer
2005 – En Uzun Gece
2007 – Karanlıkta Sabah Kuşları
2008 – Berfin
2013 – Son Oyun
2013 – Geceyarısı Şarkıları
2015 – Ölmek Kolaydır Sevmekten
2015 – Bir Hayat Bir Hayata Değer

Bir yanıt bırakın, or Geri İzleme kendi sitenizden.

5 Yorum to “Ahmet Altan Kimdir ?”

  1. Necmettin Yücel dedi ki:

    Çetin Altan hayatını kaybetti

    Ünlü gazeteci ve yazar Çetin Altan hayatını kaybetti.

    Türk basın dünyası ve edebiyatının duayen ismi Çetin Altan, 22 Ekim 2015 tarihinde İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede 88 yaşında hayatını kaybetti.

    Çetin Altan, gazetecilik ve yazarlığının yanı sıra 1965 & 1969 yılları arasında Türkiye İşçi Partisi milletvekili olarak TBMM’de yer almıştı.
    Gazeteci ve yazar Ahmet Altan ve akademisyen Mehmet Altan’ın babası, duayen gazeteci Çetin Altan Haziran 2015 ayında rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırılmış, tedavisinin ardından taburcu edilmişti.

    Telefonla ulaşılan oğlu Mehmet Altan, ağlamaklı bir sesle “Maalesef babamı kaybettik” dedi.

    Çetin Altan, Haziran, 2015’te Cumhuriyet için kaleme aldığı “Hayal ettiğim ülke bu değildi” başlıklı yazısında “Torunlarımıza bırakmayı hayal ettiğimiz ülke bu değildi. Artık anlaşılıyor ki ülkeme demokrasinin geldiğini göremeden ayrılacağım bu dünyadan” demişti.

    Çetin Altan’ı son yazılarından biriyle uğurlarken başta oğulları Ahmet Altan, Mehmet Altan ve kızı Zeynep Bakan olmak üzere bütün ailesine, sevdiklerine başsağlığı diliyoruz. Anısı önünde saygıyla eğiliyor, onun özlediği ülkeyi özleyerek, enseyi karartmadan, umutla yazmaya, konuşmaya, çalışmaya devam sözü veriyoruz.

    Hayal ettiğim ülke bu değildi

    “Artık anlaşılıyor ki ülkeme demokrasinin geldiğini göremeden ayrılacağım bu dünyadan.

    Torunlarımıza bırakmayı hayal ettiğimiz ülke bu değildi. Gene de bir hayal kırıklığı yaşamıyorum. Menzil-i maksuda ulaşılamasa da çok yol katettik.
    Bir ömür, sadece amaca ulaşmak için harcanmaz. O amaca doğru atılacak bir iki adıma yardımcı olmak için de harcanır.

    Yaralı bir devi ayaklarının üstüne koyabilmek için kuşak kuşak o devi sırtımızda taşıdık. Yaralarının iyileşeceğine, o devin ayaklarının üstünde duracağına olan inancımı hiç kaybetmedim. Bir gün bu ülke ayaklarının üstünde duracak. O zaman da, masaldaki gibi “sihirli kedinin çizmelerini” giyerek amacına doğru uçarak gidecek.

    Biz torunlarımıza istediğimiz ülkeyi bırakamıyoruz.

    Ama siz uğraşırsanız, mücadeleden vazgeçmezseniz, dünyadan ayrılırken “torunlarımıza istediğimiz ülkeyi bırakıyoruz” deme mutluluğunu siz tada bilirsiniz.

    Hayallerinizden, ümitlerinizden, mücadelenizden vazgeçmeyin.
    Amacınıza ulaşamazsanız da, bu amacı gelecek kuşaklara devretseniz de, kozmosla son hesaplaşmanızda, “daha iyi bir dünya için biz de fena mücadele etmedik” diyebilirsiniz.

    Bu da az şey değildir. Buruk da olsa, yorgun gözlerinizde bir tebessüm yaratır.
    O tebessümlerin çoğalması da elbet bir gün kurtarır bu ülkeyi.
    Enseyi karartmayın.”

    (25 Haziran 2015 Cumhuriyet)

  2. Necmettin Yücel dedi ki:

    Ahmet Altan ve Mehmet Altan gözaltına alındı.

    Gazeteci yazar Ahmet Altan ile kardeşi Profesör Doktor Mehmet Altan, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından FETÖ operasyonu kapsamında 10 Eylül 2016 sabah saatlerinde gözaltına alındı.

    Ahmet Altan ve Mehmet Altan’ın, 14 Temmuz 2016 tarihindeki programda kullandıkları ifadeler nedeniyle gözaltına alındıkları öğrenildi. AA’nın haberine göre Ahmet Altan ile kardeşi Prof. Dr. Mehmet Altan, darbe girişiminden bir gün önce katıldıkları programda, “darbe çağrışımıyla subliminal mesaj içeren söylemlerde bulunmakla” suçlanıyor.

    Bağımsız Gazetecilik Platformu (P24) twitter’dan Ahmet Altan ile Mehmet Altan’ın gözaltına alındığını duyurdu. Nazlı Ilıcak ve Prof.Dr. Mehmet Altan’ın Can ErzincanTV’deki televizyon programına konuk olarak katılan Ahmet Altan’ın programı nedeniyle gözaltına alındıkları öğrenildi.

    AA’nın haberine göre Ahmet ve Mehmet Altan hakkında, “15 Temmuz darbe girişiminden bir gün önce sosyal paylaşım sitesi üzerinden canlı yayın yapan “Can Erzincan TV” adlı kanalda, darbe girişimi soruşturması kapsamında tutuklanan Nazlı Ilıcak ile katıldıkları programda, darbe çağrışımı yapan subliminal mesajlar verildiği” iddiası üzerine gözaltı kararı verildi.

    Savcılığın emniyete gönderdiği yazıda “Ahmet Altan ve Mehmet Altan’ın söz konusu programda, darbe çağrışımı mesajı verdikleri, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve Cumhurbaşkanı’nı tehdit ettikleri, darbenin gerçekleşeceğini beyan ettikleri aktarılarak, “(şüphelilerin) darbe girişimini öncesinde terör örgütünce fikir eylem birliği içerisinde olmadan bilmelerinin ve bunu bir gün önce kamuoyu algısını şekillendirecek biçimde beyan etmelerinin mümkün olmayacağı” ifade edildi.

    Yazıda “Demokratik düzende darbe girişimini desteklemenin ve seçilmiş hükümeti tehdit etmenin basın veya ifade hürriyetiyle açıklanamayacağı vurgulanan yazıda, bu şekilde darbe girişiminde bulunan terör örgütü mensubu bir kısım asker şahıslarla iştirak halinde atılı suçu işledikleri iddia ve isnadıyla şüpheliler hakkında arama ve el koyma kararının da hakimlikçe verildiği” ifadeleri yer aldı.

    Soruşturma kapsamında programdaki ifadeler sebebiyle Nazlı Ilıcak’ın da cezaevinden getirilerek ifadesinin alınacağı öğrenildi. Altan kardeşlerin, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ndeki işlemleri devam ediyor.

    Can Erzincan TV, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ bağlantısı gerekçesiyle kapatılmıştı.

    FETÖ’ye ait olduğu iddiasıyla darbe girişiminden sonra KHK kararı ile kapatılan Can Erzincan TV’de, Ahmet ve Mehmet Altan’ın darbe girşiminden bir gün önce 14 Temmuz’da Nazlı Ilıcak ile birlikte katıldıkları bir TV programındaki sözleri basına yansımıştı. Altan kardeşlerin bu programdaki siyasi analizleri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan sözleri, “darbe olacağını açık açık söyledikleri” şeklinde yorumlanarak, bazı yayın organlarında ve sosyal medyada bu iddiayla hedef alınmalarına neden olmuştu.

  3. Necmettin Yücel dedi ki:

    Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak hakkında karar verildi.

    Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimini önceden bildikleri iddiasıyla yargılanan gazeteciler Mehmet Altan, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın da aralarında bulunduğu tutuklu 6 sanığa, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

    Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısında yapılan binadaki 16 Şubat 2018 tarihinde yapılan duruşmada, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi davaya ilişkin kararını açıkladı.

    Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Mehmet Altan, Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı, Yakup Şimşek ve Şükrü Tuğrul Özşengül’ün “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti.

    Mahkeme, sanıkların üzerlerine atılı suçun niteliği, ağırlığı, sanıkların yargılama sırasındaki tutum ve davranışları, cezalarının indirilmesinde hafifletici neden olmaması nedeniyle verilen hapis cezasında indirim uygulanmamasına hükmetti.

    Sanıkların, “TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs etme”, “Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” ve “terör örgütü üyesi olma” suçlarının verilen cezanın içinde erimesi nedeniyle bu suçlardan karar verilmesine yer olmadığına karar veren mahkeme, tutuksuz sanık Tibet Murad Sanlıman hakkında “silahlı terör örgütüne bilerek veya isteyerek yardım etme” suçundan dava açılmışsa da suçu işlediği sabit olmadığından beraatine hükmetti.

    Mahkeme, Mehmet Altan’da ele geçirilen 6 adet 1 doların saklanmasına karar vererek, sanıkların tutukluluk hallerinin devamını kararlaştırdı.

    Üye hakim ise Mehmet Altan’ın tutukluluk kararına muhalefet şerhi koydu.

    İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki binada yapılan duruşmaya sanıklar ile avukatları katıldı.

    Son sözü sorulan tutuklu sanık Nazlı Ilıcak, “Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi’nin içtihatları benim masumiyetimin temelini oluşturmaktadır. Mehmet Altan’a yönelik iddialarla bana yönelik isnatlar örtüşmektedir. Dolayısıyla örnek karar verilmiştir. Kararınızın bu içtihat çevresinde verilmesini rica ediyorum.” dedi.

    Tutuklu sanık Ahmet Altan son sözünde, “Ben yüzlerce kere yargılandım, askeri vesayet ve 28 Şubat sürecinde yargılandım. Hayatımda ilk defa yargılanırken anayasa suçu işleyen bir heyetle karşı karşıyayım. Hukuk dışı, yasa dışı, anayasa dışı eylemlerden ve bu yolculuktan vazgeçmek herkes için iyi olacaktır.” diye konuştu.

    Tutuklu sanık Mehmet Altan, “18 aydır beni hapiste tutan yaklaşıma Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı verdi. Anayasa Mahkemesi beni yargılasa 3 kez beraat etmiş olacaktım.” ifadelerini kullandı.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcısı Can Tuncay tarafından hazırlanan iddianamede, tutuklu sanıklar Ahmet Altan, kardeşi Mehmet Altan ile Nazlı Ilıcak hakkında, “TBMM’yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme”, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme” ve “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyordu.

  4. Necmettin Yücel dedi ki:

    Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan ve Mehmet Altan’a müebbet hapis cezası verildi.

    İstinaf Mahkemesi ; FETÖ’nün Medya Yapılanması Davasında Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan ve Mehmet Altan’ın da aralarında bulunduğu 6 sanığa, yerel mahkemece verilen, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onadı.

    İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, FETÖ’nün medya yapılanmasının “darbe çağrışımı” davasında, Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın da aralarında bulunduğu 6 sanığa yerel mahkemece “anayasayı ihlal” suçundan verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının onanmasına karar verdi.

    BUGÜNKÜ DURUŞMADA SON SÖZLERİ SORULDU

    İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki binada yapılan duruşmaya sanıklar ile avukatları katıldı.

    Son sözü sorulan tutuklu sanık Nazlı Ilıcak, “Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi’nin içtihatları benim masumiyetimin temelini oluşturmaktadır. Mehmet Altan’a yönelik iddialarla bana yönelik isnatlar örtüşmektedir. Dolayısıyla örnek karar verilmiştir. Kararınızın bu içtihat çevresinde verilmesini rica ediyorum.” dedi.

    Tutuklu sanık Ahmet Altan son sözünde, “Ben yüzlerce kere yargılandım, askeri vesayet ve 28 Şubat sürecinde yargılandım. Hayatımda ilk defa yargılanırken anayasa suçu işleyen bir heyetle karşı karşıyayım. Hukuk dışı, yasa dışı, anayasa dışı eylemlerden ve bu yolculuktan vazgeçmek herkes için iyi olacaktır.” diye konuştu.

    Tutuklu sanık Mehmet Altan, “18 aydır beni hapiste tutan yaklaşıma Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı verdi. Anayasa Mahkemesi beni yargılasa 3 kez beraat etmiş olacaktım.” ifadelerini kullandı.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcısı Can Tuncay tarafından hazırlanan iddianamede, tutuklu sanıklar Ahmet Altan, kardeşi Mehmet Altan ile Nazlı Ilıcak hakkında, “TBMM’yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme”, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme” ve “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyordu.

  5. Necmettin Yücel dedi ki:

    Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak ve Mehmet Altan için karar verildi.

    Haklarında FETÖ davası açılan gazeteciler Mehmet Altan, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak ile ilgili yeniden yargılamada karar çıktı.
    “FETÖ darbe çağrışımı” davasında, tutuksuz sanık Mehmet Altan’ın beraatine karar verildi. Tutuklu bulunan Nazlı Ilıcak ve Ahmet Altan’ın da adli kontrolle tahliyesine karar verildi.

    FETÖ darbe çağrışımı” davasında, tutuksuz sanık Mehmet Altan’ın beraatine karar verildi.

    Nazlı Ilıcak, “FETÖ terör örgütüne yardım etmek” suçundan 8 yıl 9 ay hapisle cezalandırıldı, adli kontrolle tahliyesine karar verildi.

    Ahmet Altan, “FETÖ terör örgütüne yardım etmek” suçundan 10 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldı, adli kontrolle tahliyesine karar verildi.

    Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin bozma kararının ardından İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tekrar görülen davanın ikinci duruşmasına, tutuklu sanık Nazlı Ilıcak ve tutuksuz sanık Mehmet Altan katıldı.

    Diğer tutuklu sanıklar Ahmet Altan, Şükrü Tuğrul Özşengül, Fevzi Yazıcı ve Yakup Şimşek’in ise tutuklu bulundukları cezaevlerinden SEGBİS ile duruşmaya katılımları sağlandı.

    Duruşmada, savcılıkça hazırlanan mütalaanın celse arasında mahkemeye sunulup taraflara tebliğ edildiği belirtildi.

    Dava konusu eylemlerin özetlendiği mütalaada, tutuklu sanıklar Tuğrul Özşengül, Fevzi Yazıcı ve Yakup Şimşek’in, ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan 7,5 yıldan 15’er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.

    Mütalaada, sanıklar Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın ise ‘üye olmamakla birlikte silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek’ suçundan 5 yıldan onar yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları talep edildi.

    Tutuksuz sanık Mehmet Altan’ın beraatine karar verilmesi istenen mütalaada, 5 tutuklu sanığın, tutukluluk hallerinin, devamına karar verilmesi gerektiği belirtildi.
    Mütalaanın okunmasının ardından sanıklara mütalaaya karşı savunma yapmaları için sırasıyla söz verildi.

    Nazlı Ilıcak : “Özgür Bugün diye bir gazetede çalıştığım iddia edilmiş, öyle bir gazete yok. Bugün gazetesinde çalıştım. Türkiye’de çok sayıda darbe oldu, ilk defa “darbenin medya kolu” diye bir icat çıkarıldı. Birbirini tanımayan insanlar “darbenin medya kolu”nda yer aldı. Bir başka icat da ‘üye olmamakla birlikte bilerek yardım’ maddesinin gazetecilere uygulanmasıdır. Sırrı Süreyya Önder ve akademisyenler ‘propaganda’dan yargılandılar ve AYM ihlal kararı verdi. Mehmet Altan’la bana yöneltilen bazı iddialar örtüşmektedir. Onun için beraat talep edilirken, çıktığımız program benim için suçlama talebi yapılırsa eşitlik ilkesi zedelenmiş olur. Darbenin kurmaca olduğu tezine karşı geliyorum, kenetlenme çağrısında bulunuyorum. Oysa Yargıtay darbeye ‘tiyatro’ denmesini bile eleştiri kabul etti. Eren Erdem’in tahliyesiyle 220/7’den tutuklu yargılanan kalmadı. Ben ‘bilerek, isteyerek’ bir yardım suçu işlemedim, dolayısıyla beraatimi talep ediyorum. Beraat kararı vermezseniz dahi tahliyemi talep ediyorum.”

    Savunma yapan tutuklu sanık Nazlı Ilıcak, gazetecilerin söz ve yazılarından dolayı örgüt propagandası suçlamasıyla karşı karşıya kaldıklarını öne sürerek, “Cadı avı dediğim için, bilerek isteyerek FETÖ’ye yardım etmekle suçlanıyorum. Örgütün amacı, ‘iktidarı devirmek ve yerine teokratik devlet kurmak’ olarak açıklanıyor. Hiçbir yazımda bu amaca hizmet ettiğime yönelik bir delil yok. Sadece 15 ay Bugün gazetesinde çalıştım. Bir gazetede çalışmak suç teşkil etmez. Herkes bir yerde bir gazetede çalışırken bunun karşılığı olarak bir maaş alır” diye konuştu.
    Savunmasında firari eski savcı Zekeriya Öz ile yaptığı röportaja değinen Nazlı Ilıcak, Fethullah Gülen’in, kartopu oynayanlar için, “Bunlar nasıl mahlukatlar, insan mı hayvan mı belli değil” diye bir beyanının olduğunu anlatarak, “Ben de Öz ile röportajımı buna tepki olarak yayımladım. Kartopu oynamakla bir insan aklanmaz. Ben, ‘kar gibi beyaz’ demedim ki Zekeriya Öz için. Zekeriya Öz görevdeyken Odatv davasıyla ilgili hakkında suç duyurusunda bulundum. Bu nedenle Öz hakkında yaptığım röportaj terör örgütünü desteklediğime delil olamaz” ifadelerini kullandı.

    Anayasa Mahkemesi’nin kararında, ‘kendisinin tweetlerini, darbenin FETÖ tarafından yapıldığı bilinen bir tarihte attığına’ yönelik ifade olduğunu aktaran Ilıcak, “Benim o tweetleri attığım tarih 15-16-17 Temmuz’dur. O tarihte darbenin FETÖ tarafından yapıldığı tamamen bilinmiyordu. Darbe gecesi darbe karşıtı tweetler attım. Anayasa Mahkemesi, tamamen polis raporundaki tweetlerden yararlandığı için benim darbe karşıtı tweetlerimi görmezden gelmiş” şeklinde savunma yaptı.

    Nazlı Ilıcak’ın savunmasının ardından sanıklardan Şükrü Tuğrul Özşengül tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden SEGBİS’le bağlanarak savunmasını yaptı.
    Duruşmada tutuklu sanık Şükrü Tuğrul Özşengül de savunma yaparak, mütalaanın bir iftira metni olduğunu öne sürdü. Beraat ve tahliyesini isteyen Özşengül’ün savunmasının ardından duruşmaya ara verildi.

    Şükrü Tuğrul Özşengül şunları söyledi :

    “Hakkımızda yeterli delil olsaydı zorlama delillere ihtiyaç duyulmazdı. Hiçbir yazımda örgütü övücü, destekleyici, savunucu hiçbir söylemim olmamıştır. Bırakın bunları sempatim bile olmamıştır. Kurumlarla bağım nedeniyle öğrencilerin suçlanmasını eleştirdim. Yanlışa yanlış demek FETÖ ile aynı safta olmak anlamına gelmez. Ben de bunu yaptım, vicdanımın sesini dinledim. Anayasa’nın bana tanıdığı fikir ve ifade özgürlüğümü kullandım. 28 gün hiçbir işlem yapılmadan nezarethanede kaldım. 28 gün sonunda çıkarıldığım hakimlikte 5 dakikada tutuklandım. Sanki savunmam hiç alınmamış gibi iddianameye bağlı kalınarak hakkımda hüküm kurulmuştur. Bir suçtan cezalandırılmanın temel koşulu, suçun kuşkuya yer bırakmayan kesin ve açık bir ispata dayanmasıdır. Dosyada makul şüphe bile oluşturmayacak konular, iftiraya dönüşmüştür.”

    Mahkeme Başkanı, sağlık kurulunun, Özşengül’ün rahatsızlığının tutukluluğuna engel oluşturmayacağına dair raporunu okudu. Özşengül ise tahliye olmak gibi bir ısrarının olmadığını belirterek şunları söyledi:

    “Bir takım sözlerimin cımbızlanarak suçlama yapılmasının adı mütalaa değil, iftira olur. Bu iftirayı yapanların da benim verdiğim vergilerimle maaş alan memurlar olmasına üzülüyorum. Benim yazdığım yazılar, bugün gazetelerde yazılanların yanında leblebi çekirdek. İnsanlar neler yazıyor. Demek ki benim fiilim değil, ben cezalandırılıyorum. Kendimi medeni bir şekilde savunuyorum. Yolsuzluk, hırsızlık yapmadım. Tam tersine on binlerce insan yetiştirdim. Kimse beni ‘vatan haini’, ‘terörist’ olmakla suçlayamaz. Samanyolu TV’de program yaptım. Kimsenin cemaatinden değilim. Gocunacak bir tarafım yok. Sitemlerimin arkasında “teröristlik” değil vatanperverlik var”
    Hakkındaki iddiaların “iftira” olduğunu tekrarlayan Özşengül beraatini talep ederek savunmasını tamamladı. Duruşma verilen aranın ardından 13.15’te yeniden başladı.

    SEGBİS aracılığıyla savunma yapan tutuklu sanıklardan Ahmet Altan, hazırladığı sekiz sayfalık savunmasını okudu. Savcının, kendisi hakkında, “15 Temmuz’daki darbenin gerçekleşeceğini beyan ettiği” yönünde iddiada bulunduğunu belirten Altan, “Böyle bir beyanım yok ve bu dosyada böyle bir beyanda bulunduğumun bir belgesi de bulunmuyor. Savcıya göre, birisi darbenin olacağını biliyorsa mutlaka darbecilerle eylem birliği içindedir. Demek ki savcı bu darbe ihtimalini görüyor ve biliyormuş” dedi. Altan savunmasına şöyle devam etti:
    “Bu bir hukuki metin değil, bu hapse atılması için adı daha önceden listeye yazılan birini hapiste tutabilmek için yazılmış acıklı bir kıvranma. Bu mütalaaya dayanarak hiç kimseyi hukuki bir biçimde hapiste tutamazsınız. Ben, bugüne kadar söylediğim her sözün ve yazdığım her yazının arkasındayım. Beni hapiste tutmak istiyorsanız istediğiniz kadar tuta bilirsiniz. Hapishane beni korkutmaz.”

    Tutuksuz sanık Mehmet Altan da hakkındaki Anayasa Mahkemesi Genel Kurul kararının, Anayasa’nın 153. maddesi gereği herkesi bağladığını ifade savunarak, “Bu celsede karar verilmemesi, bir şekilde duruşmanın ertelenmesi gibi bir durum olursa benim beraatıma her koşulda bu duruşmada karar verilmesi de taleplerim arasındadır” ifadelerini kullandı.
    Savunmaların alınmasının ardından davaya ilişkin nihai karar verileceği belirtilerek sanıklara son sözleri soruldu.

    Ahmet Altan, “Hukuka uyulmasını istiyorum” derken, Mehmet Altan, “Yargıtay gereğince beraatimi istiyorum” şeklinde konuştu. Nazlı Ilıcak da, “Örgüte yardım suçlamasıyla yargılanan tüm gazetecilerin ya tutuksuz yargılandıklarını ya da tahliye edildiklerini hatırlatıyorum. İktidarın 75 yaş için bir düzenleme getireceğini de belirtmek istiyorum. Hiç değilse tahliyeme karar vermenizi istiyorum” dedi. Diğer tutuklu sanıklar da beraat ve tahliyelerini istediler.

    Mahkeme heyeti, nihai kararını açıklamak üzere duruşmaya ara verdi. Ara sonrasında Mehmet Altan hakkında beraat kararı açıkklandı. Mahkeme, Nazlı Ilıcak’ın ‘FETÖ terör örgütüne yardım etmek’ suçundan 8 yıl 9 ay hapisle cezalandırılmasına ve adli kontrolle tahliyesine, Ahmet Altan’ın da ‘örgüte yardım’ suçundan 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmasına ve tahliyesine karar verdiğini açıkladı.

Yorumuzu Yazın

Giriş yapmanız gereklidir giriş yap Yorum yazmak için.

Genel Genel The title of your home page Your Content Here