sohbet odaları

MÜELLEFE-İ KULÛB

Sözlükte “müellefe, alıştırılan, sevilen, birleştirilen, bir araya getirilen, kalbi ısındırılan” anlamına gelmektedir. Dinî bir terim olan müellefe-i kulûb ise, zekat verilecek sınıflardan biri olup, kalpleri kazanılmak, İslâm’a ısındırılmak veya kötülüklerinden emin olunmak istenen ya da Müslümanlara faydalı olacakları umulan kişileri ifade etmektedir.

Müellefe-i kulûb, Müslümanlardan olabileceği gibi, gayrimüslimlerden de olabilir. Gayrimüslimlerin kalplerinin kazanılması ile, kendilerinin veya onlara tabi olan fertlerin İslâm’a girmeleri ya da onlardan veya yakınlarından gelebilecek kötülüklerin engellenmesi hedeflenir. Uluslar arası arenadaki lobi faaliyetleri bu çerçevede mütalaa edilebilir.

Müslüman olanlara bu payın verilmesinden ise, İslâm’a yeni girmiş olanların İslâm’da sebat etmelerini; İslâm’ı tam benimsememiş kimselere zekat verilerek, Müslümanlarla daha iyi kaynaşmalarını; sınır bölgelerinde görev yapan müslümanlara bu fondan yardım yapılarak toplumun genel asayiş ve güvenliğini teminde aktif katkılarını; önemli mevkide olan insanların ve çevresinde sözü geçen kimselerin İslâm’ın ve Müslümanların genel yararına uygun davranmalarını sağlamak amaçlanmıştır.

Hz. Peygamber ve ilk halife Hz. Ebû Bekir, müellefe-i kulûba zekattan hisse vermişlerdir. Fakat Hz. Ömer, İslâm’ın buna ihtiyacı kalmadığı gerekçesiyle bu uygulamayı kaldırmıştır. Ancak Hz. Ömer’in yapmış olduğu bu işlem, her zaman için geçerli ve bağlayıcı değildir. İhtiyaç olduğunda, müellefe-i kulûb denilen bu sınıfa zekat verilebilir. (İ.P.)

Bir yanıt bırakın, or Geri İzleme kendi sitenizden.

Yorumuzu Yazın

Giriş yapmanız gereklidir giriş yap Yorum yazmak için.

Genel Genel The title of your home page Your Content Here